Kahverengi Şehir Floransa

Heykellerin şehri mi demeliydi veya… Ya da Sanatın Başkenti… Nasıl bir başlık daha uygun olurdu?

Floransa şehri turistik açıdan yapılarının mimari güzellikleri, şehrin tarihi dokusu, kahverengi dar sokakları, ve açık hava müzesini andıran meydanıyla öne çıkıyor. Özellikle şehrin turistik merkezi olarak bahsedebileceğimiz Signoria Meydanı ve çevresinde şehrin dokusunu bozmayacak şekilde mat renklerde boyanmış veya hiç boyanmamış binalar Floransa’nın rengini belirlemiş. Bu noktada gözümüzün önüne Taksim/Eminönü/Sultanahmet’te markaların esnafların tabelalarıyla ve dikkat çekmek uğruna yaptıkları diğer görsel düzenlemelerle kirlettiği manzara geliyor, üzücü.

Tarihsel açıdansa Floransa eski zamanlardan bu yana dünyanın önemli ticaret merkezlerinden biri ve ayrıca Rönesansın başladığı yer olarak biliniyor. Bu konuda işin bilenlerinden bilgi almak daha doğru olabilir, bizim bildiğimiz iş gezmek.

Şehrin Tarihi Dokusu

Floransa Avrupada Prag, İstanbul veya Roma gibi tarihi dokularıyla ön plana çıkan şehirler arasında. Fakat bu şehirlerden İstanbul ve Roma her ne kadar bir çok yönden birbirlerini anımsatıyor olsalar da, Floransa özellikle caddeleri/meydanları çirkin turist avcılarına kaptırmayıp turistik mekanlarının seviyesini daha iyi koruyabilmiş olmasıyla benim gözümde yükseliyor.

Gerek Eski Köprü olsun, gerek Floransa Katedrali, Ufizi Galerisi veya şehrin dar sokaklarındaki irili ufaklı tarihi kalıntıların bir çoğu usulüne uygun biçimde korunarak günümüze getirilmişler. Gezdiğiniz şehirden beklentiniz ışıltılı geceler veya gecesi ayrı, gündüzü ayrı hareketli caddeler değilse Floransa’nın bu tarih kokan sokakları size gözünüzü yormaksızın dingin bir gezi sunabilir.

Meydanda yer alan ve ortamı açık hava müzesi kıvamına getiren Floransa’nın hırçın heykelleri ise geçmişten günümüze dosta güven düşmana korku salar halde turistlerin ziyaretine sunulmuş. Bunların arasında düşmanının kellesini koparmış elinde sallayanı mı ararsın, ayağının altına alıp hiç etmek üzere olanı mı ararsın… Abiler biraz agresifler.

Şehrin Sembol Yapıları

Floransa Katedrali

Bu başlık altında bahsedilebilecek yapıların başında şehrin gerçek manada sembolü olmuş Floransa Katedrali geliyor. Duomo adıyla da rastlayabileceğiniz bu yapı öylesine küçük bir şehir merkezinde dikkat çekmesi için olağanüstü bir boyuta ve heybete sahip. Yanında kendisinden bağımsız bir şekilde ayrı duran yaveri Çan Kulesi ile birlikte şehrin en fark edilir yapısı konumunda.

Tıpkı Milano Katedralinde olduğu gibi İtalyan mimarisi bu yapıda da detaycılıkta zirveyi zorlamış. Dış kısmı oldukça detaylı işlemeler ve onlarca heykel ile süslenen bu yapı, gelin görün ki iç kısmında olabildiğinde sade bir mimariye sahip. Avrupanın daha önemsiz şehirlerinde çok daha güzel ve heybetli katedraller ziyaret etmiştim. Burada ise iç kısmını ziyaret ettiğinizde ayrıcalıksız herhangi bir katedralde olduğunuz hissine kapılacağınıza dair sizi temin ederim. O yüzden hele ki ücretsiz ziyaret edebiliyorken bu katedrali ziyaret etmiş olmaktan yana büyük bir beklentiye girmemenizi tavsiye ederim.

*Adamların bile buraya ücret istemeye yüzleri yememiş*

Yaver Çan Kulesi ise zirvesine çıktığınızda ulaşacağınız seyir terası hatrına 6 Euro gibi bir ücretle ziyaret ediliyor. Floransa’da seyir terası olarak değerlendirilebilecek en güzel yerden bir kaç paragraf sonra bahsedeceğim. Yine o 6 Euro ile yapılabilecek daha güzel şey için okumaya devam edelim 🙂

Eski Köprü

Şehri ikiye ayıran Arno Nehri üzerine kurulmuş olan köprülerden tartışmasız en güzeli olan Eski Köprü, daha sık rastlayacağınız adıyla Ponte Vecchio, başka bir yerde rastlayamayacağınız mimarisiyle Floransa’nın sembol yapılarından bir diğeri.

Fotoğrafçılığa az çok ilgisi olan her insan için uzun vakitler harcanabilecek bir manzara sunan Eski Köprü, üzerinde bulunan sağlı sollu dükkanlardan her birinin birer ev gibi dışarı taşmış görüntüsüyle diğer köprülerden oldukça ayrı bir yerde duruyor. Bugün köprü üzerindeki dükkanların hemen hepsi kuyumcu dükkanları. Çok eski tarihlerde (16.yy) köprü üzerinde satılan etlerin şehre kötü koku yayması üzerine zamanın Dükünün et pazarcılığını burada yasaklaması, öyle zannediyorum ki bugün bizler için de isabetli bir karar olmuş.

Michelangelo Meydanı

Yukarıda belirttiğim yapılarla birlikte Signoria Meydanındaki onca heykel ve müzeyi teker teker görmenin yanında, Michelangelo Meydanına çıkıp her birini tek bir kare içerisinde görmek de bir seçenek!

İşte burası Floransa’nın en güzel seyir terası. Turistik açıdan önem kazanmış tüm yapılarla birlikte Floransa’nın büyük bir kısmını tek bakışta görebileceğiniz, şehrin balkonu vazifesini gören Michelangelo Meydanı kartpostallara konu olmuş bir manzarayı ayaklarınızın altına seriyor. Aslının Academia Müzesinde muhafaza edildiği meşhur David Heykelinin bir kopyası da burada ziyaretçilere sunuluyor.

Buraya gün batımına doğru geldiğiniz takdirde terasın hemen altında bulunan çay bahçesinde çayınıza, kahvenize eşlik edecek muazzam bir manzara bulmakla birlikte, yukarıda bahsettiğim gibi Floransa Katedralinin heybetine şahit olacaksınız.

Yine bu meydana çıkan dolambaçlı yokuş yolun da ağaçlıklar arasında güzel bir yol olduğunu söyleyim.

Domuz Yavrusu Çeşmesi

Bu çeşme, teknik olarak bir domuz yavrusu heykelinin ağzından az miktarda suyun döküldüğü bir çeşmeden daha fazlası değil. Onun dışında, Avrupanın bir çok şehrinde olduğu gibi, şehri ziyaret eden turistlerden bir daha gelecek kadar beğenenler için oluşturulmuş olan bir “bakalım bir daha gelebilecek miyim” hikayesi Floransa’da bu heykele yüklenmiş.

Bilenler bilir. Bu, bir çok şehirde turistik amaçla oluşturulmuş sempatik bir batıldır. Bariz turist aksiyonları arasına sokabileceğimiz bu davranış Floransa’da şu şekilde çalışıyor; bir elinizle domuzun burnuna dokunarken diğer elinizle domuzun ağzına koyduğunuz madeni para su ile birlikte akıp aşağıdaki mazgaldan laaaps diye bir seferde geçerse bu, Floransa’ya tekrar geleceğiniz anlamına geliyor.

Ben denedim. Merak edenler için; %100 çalışıyor 🙂

Floransa’ya ilk gidişimde pek de bir daha gelmeyi istemeyerek yaptığım bu aksiyondan yaklaşık bir sene sonra Floransa’yı tekrar ziyaret etme şansım oldu. Şimdi ikinci gidişimde en fazla haz aldığım şehirlerden biri olan Floransa’ya ilk seferinden sonra neden bir daha gelmeyi düşünmediğimi açıklayım;

After Venedik Sendromu

Böyle bir şey yoksa da ben adını koyuyorum: After Venedik Sendromu. Bir diğer yazımda bahsettiğim üzere, ben de o bariz rotayı başlatmak üzere Venedik’ten yola çıkarak Floransa’ya geldim. O zamanlar nereden bileyim, meğer Venedik’i hayatında ilk defa gören kişilerde uzun bir süre oradan sonra gördüğü şehirlere burun kıvırma huyu başlıyormuş.

Gerçekten de işin aslı; Venedik, ilk defa gelenler için olağan üstü büyüleyici bir şehir. Floransa’ya geldiğinizde oradan hemen önce görmüş olma ihitmaliniz olan iki şehir var; Roma ve Venedik. Eğer Floransa’ya Venedik üzerinden gelmişseniz, Venedik’te ağzınız bir karış açık, aklınız bir karış havada geçirdiğiniz bir kaç günden sonra o şehri unutmanız hiç de kolay değil.

Bu yüzden benim sizlere en önemli tavsiyem, bu iki şehirden birbirine benzer hazlar ve aksiyonlar beklemeyin. Her iki şehir de kolay kolay eşi benzeri bulunmayacak şehirler ve ayrı ayrı keyiflerine varılmalı.

En iyi Dondurma?

Roma’da mı yenir sanıyorsunuz?

Bugüne kadar aklınıza kazınmış olan Roma Dondurması kavramını unutun! Avrupa’da yiyebileceğiniz en iyi dondurma Floransa’da yapılıyor!

Roma’da ödüllü dondurmacılardan yediğim dondurmalarda Floransa’da yediğim dondurmaların tadını alamadım. Hiç “Roma’da Aşk Çeşmesi’nin önünde Roma Dondurması ile poz vereceğim” diye bir plan yapmayın derim. Floransa’da Eski Köprüye yakın konumdaki bu dondurmacı size daha önce yediklerinizden çok daha iyisini sunabilir. Fotoğrafta da göreceğiniz susamlı dondurma tavsiyemdir…

Kamu Malına Sanat İcra Etmekten Suçlusunuz Bayım!

Başka bir şehirde göremeyeceğiniz üzere, Floransa sokaklarında herhangi bir trafik levhası üzerine çizilmiş yakıştırmaları önce şaşkınlıkla ve sonrasında beğeniyle karşılayabilir veya; “bizim serseriler de anca arabesk sözlerle karalasınlar bu levhaları” diye homurdanarak İtalyan serserilere prim verebilirsiniz.

Ancak bu levhalara bir çok yerde rastladıkça fark edeceksiniz ki her biri küçük inceliklerle işlenmiş birer sanatçı ürünü. Her biri levhanın işlevini kaybetmesini engellemeksizin onlara irili ufaklı mizahlar katan işlemeler. Bu işlemeleri legal bir şekilde icra eden kişi ise Fransız sanatçı Clet Abraham.

Sanatın trafik levhalarına kadar işlediği bu şehir için beklentilerinizi iyi belirlemenizi diliyorum. Bu şekilde Floransa’dan çok zevk alabilir, ve burayı daha önce ziyaret etmiş olmanıza karşılık tekrar gitmek istediğiniz şehirler arasına ekleyebilirsiniz.

 

GezenBey Yazar

Yorumlar

    […] güzel bir fotoğraf çekinmek için ilk açıldığı anda gitmeniz gerekecektir. Veya Floransa’da Michelangelo tepesinde güzel bir gün batımı fotoğrafı çektirmek için epey sabırlı […]

    çagatay

    (16 Mart 2019 - 16:24)

    Merhaba kardeşim geçen yıl üniversiteyi bitirdim erasmus staj programından yararlanabiliyor muyum

      GezenBey

      (19 Nisan 2019 - 20:04)

      Merhaba Çağatay,
      Programa öğrenci olduğun sürede hak kazanmış olman gerekiyor.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir