Ön Plana Çıkan Doğal Alanları ile Guayaquil

Guayaquil şehrini anlatırken, ön plana çıkarılan doğal alanlarından bahsetmek yapılacak en isabetli işlerden biri olacaktır. Çünkü bu gerçekten şehre ait en önemli detaylardan biri. Şehrin dört bir yanında halkın erişimine ücretsiz bir şekilde açık olan oldukça enteresan parklar mevcut. Kimisi hoş bir doğa yürüyüşü yapıp gün batımını seyretmekten keyif alacağınız bahçeler, kimisi ise içerisinde her yerde göremeyeceğiniz çeşit çeşit doğal türü barındıran parklar. Bunlardan bir kaçı teker teker üzerinde konuşmaya değer alanlar. Buyrun, başlayalım;

Parque de Las Iguanas

Tam karşılığı ile İguanalar Parkı. Burası çok büyük olmayan, şehir merkezi dolaylarında binalar arasında kalmış bir park. Parkı ziyaret etmeye değer kılan şey ise, adını da aldığı üzere, parkın içerisinde serbest halde dolaşan iguanalar.

Onlarca iguana herhangi bir sınırlama olmaksızın ziyaretçilerin ilgisine sunulmuş durumda. Burada iguanalar ile istediğiniz kadar yakınlaşıp onları besleyebilir, onlarla istediğiniz pozu verebilir ve şayet bundan rahatsızlık duymayacaksanız kucağınıza alıp oynayabilirsiniz bile; ortam o derece serbest bu parkta. İguanaların parkı çevreleyen çitler haricinde hiçbir sınırı yok. Park sınırları içerisinde istedikleri gibi dolaşıyorlar ve her an her yerden çıkabiliyorlar 🙂 İguanaları görmeye gelen çok fazla insan olduğu gibi, ortalıkta kimsenin ilgilenmediği iguanalar bulabileceğiniz kadar da fazla sayıda iguana var parkta.

Burası size muhakkak benzersiz bir tecrübe sunacak, ben daha önce muhattap olmadığım bu hayvanlarla bu kadar içli dışlı olabileceğimi beklemiyorken bu parktan beklentimin epey üzerinde haz aldım; kesinlikle önerilir.

Isla Santay

Burası şehrin etrafına kurulduğundan bahsettiğim haliçin ortasında büyük ve yemyeşil bir ada. İçerisinde kuşundan böceğine, ağacından timsahına yüzlerce farklı doğal türü barındıran ve özel olarak korunan bu adaya şehir merkezinden 5 dakikalık bir taksi yolculuğu ile rahatça ulaşabilir ve içeride en az yarım gün vakit geçirmek isteyebilirsiniz. Adada geçireceğiniz vakit boyunca bir şeyler yeme ihtiyacı duymanız durumunda yemek yiyebileceğiniz hiç de pahalı olmayan birkaç mekan var. Fakat buradan leziz yemekler beklemeyin.

Burayı benim adıma en çekici kılan şey ağaçlıklar arasındaki uzun ve güzel yürüyüş yolu ve timsahların bulunduğu alan.

Adayı şehre bağlayan köprü de dahil birkaç kilometre uzunluğunda olan bu yürüyüş yolunu girişte 3 saatliğine 4$ gibi bir ücretle kiralayabileceğiniz bisikletle kat etmek de bir fikir; ben öyle yaptım. Çünkü bu yolu yürüyerek kat edecek olursanız saatleriniz yalnızca yürümekle geçecektir, ki adanın merkezinde vakit geçirmeye değer oldukça farklı şeyler var.

Timsahları görmek için gittiğim yerde kapıda oraya göz kulak olan insanlar karşıladı beni. Gayet kibar ve cana yakınlardı. Benim alanla ilgilendiğimi fark edince bana rehberlik yapmayı teklif ettiler ve seve seve kabul ettim. 1 saate yakın vaktimi bu kişinin rehberliğinde alanı gezerken geçirdim ve ada hakkında genel bilgilerden tutun, timsahların bulunduğu alana geldiğimizde timsahların beslenme alışkanlığından birbirleriyle geçinmelerine kadar tüm detayları bana büyük bir hevesle verdi.

Burada kesinlikle bir kalabalık söz konusu değil, çok rahat bir şekilde ziyaretinizi yapıp istediğiniz kadar vakit geçirebiliyorsunuz. Ben haftasonu olmasına rağmen oldukça rahat bir şekilde ziyaretimi gerçekleştirdim. Bunda bunu öğleden önce yapmış olmamın da payı olabilir.

Unutmadan; bu ada saat 17:00’ye kadar ziyaretçilerine açık. Bu saatten sonra ada yalnızca ada sakinlerine kalıyor.

Evet, bu adada ayrıca yüzyıllardır burada yaşayan yaklaşık 400 kişilik bir topluluk var. Yakın zamanda hükümet tarafından alınan bir kararla bu insanlar için toplu bir yerde tek tip evler yapılmış ve burada daha düzenli yaşamaları sağlanarak, ada profiline de katkıda bulunulmuş. Bu evlerin bulunduğu alanı da rahatlıkla gezebiliyorsunuz. Yalnız burası bir nevi insanların evlerinin önü olduğundan, saygılı olmak gerekiyor. Nedir saygılı olmaktan kastım? Bu insanlar görsel olarak güzel bir alanda yaşıyor olsalar da, esasında çok küçük evlerde düşük statüde kısıtlı bir ada hayatı sürüyorlar. Bu alanda gezmek bir yerde bu insanların hayatını gözlemlemek olduğundan, göze batmayan bir şekilde gezmek daha doğru. Çünkü gezerken size olan bakışlarından sizin orada olmanızdan çok da memnun olmadıkları zaten belli oluyor.

Fakat gerekli ilgi ve saygı ile güleryüzü eksik etmeyip, insanlarla iletişime geçtiğinizde ise aşağıdaki gibi anların ortaya çıkması oldukça muhtemel;

Parque Historico

Türkçe karşılığı ile Tarihi Park. Burası da şehrin daha sonraları inşa edilmiş bir kesiminde bulunan, şehir merkezinden yaklaşık 10 dakikalık bir taksi yolculuğu uzaklığında halkın erişimine ücretsiz bir şekilde açık bir başka park.

Burası yürüyüş yolları ve dinlenme alanlarından daha ziyade mini bir hayvanat bahçesi vazifesi gören bir park. Daha parka adımınızı atar atmaz dar parkurlarda papağanların arasından yürüyerek gezmeye başlıyorsunuz. İlerledikçe de parkurun sağında ve solunda çeşit çeşit hayvanları görme imkanınız var. Pelikanlar, maymunlar, timsahlar, iguanalar ve bir çok farklı hayvan türü.

Parkuru devam ettiğinizde karşınıza yemek yiyip soluklanacağınız bir alan çıkıyor ve biraz daha devam ettiğinizde parkur sizi çıkışa yönlendiriyor. Burası kesinlikle haftasonu ziyaret etmemenizi önereceğim bir yer, çünkü insanlarla dipdibe dolaşmak bir yana, insan kalabalığından hayvanları göremeyeceğiniz zamanlar oluyor. Burası Guayaquil’de gezmeye uygunsuz bir şekilde kalabalık bulduğum tek nokta. O yüzden buraya hafta içi bir günü ayırmak sizi daha rahat ettirecektir.

Malecon del Salado

Burası da şehir merkezinden yürüme ile yarım saatten fazla bir sürede ulaşacağınız, taksi ile gidilmesi tavsiye edilecek epey büyük bir park. İçerisinde farklı yerlerde kümelenmiş kafe ve restoranların olduğu, geniş ve uzun yürüyüş parkurlarına sahip saatlerce dingin zaman geçirebileceğiniz bir park.

Ben tavsiye edildiği üzere buraya akşama doğru gidip gün batımını burada izlemeyi tercih ettim. Biraz yürüyüp bir şeyler içmek için soluklanırken gün batımını seyrederek gezi günlüğümü yazmam bu parkın olayıydı benim için; önerilir.

GezenBey Yazar

Yorumlar

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir