Erasmus’tan Sonra Hayat Var mı?

Erasmus ile ilgili en çok merak edilen konulardan biri Erasmustan sonra hayat olup olmadığı. Kimisi Avrupada yaptığı geziler, katıldığı etkinlikler ve kendine kattıklarından ötürü bundan sonraki hayatta ödüllendirileceğini düşünür. Bunlar tüm dönem boyunca Erasmusun kendine bahşettiklerinin hakkını vermeye çalışarak dönem sonunda iyi bir Erasmus öğrencisi olmaya çalışanlardır. Kimisi de ülkeye dönüş yaptıktan sonra yeniden Erasmusa gelineceğine inanır. Bunlar ise Erasmus kafasına son bir buçuk ay içerisinde ulaşıp, neyse bir daha gelebiliyormuşuz zaten tayfasıdır.

Olayın esasına gelirsek… Erasmus yaptık, güldük eğlendik. Gezdik, tozduk. Anılar biriktirip kalbimizi Avrupanın bir köşesinde bırakarak yurdumuza geri döndük. Peki şimdi? Bundan sonrası nasıl gelişecek, nasıl gelişmeli?

Erasmus sonrası yurda dönüş ve bu zamandan sonra Türkiye’de geçirilecek özellikle ilk 6 ay çoğu zaman sendrom olarak anılır. Belirtiler sendroma uyuyor, evet. Bu dönemin getirileri ve götürülerini biraz irdelemek için bu yazıyı buraya bırakıyorum, ihtiyacı olan gelsin okusun.

Yurtdışında geçirdiğimiz o parlak dönem, çoğumuz için Türkiye’de daha önce tecrübe etmediğimiz bir hayat tarzı olmuştur. Benim de o yaşıma kadar hayatımda daha önce yaşamadığım şeyleri tecrübe ettiğim ve daha önce olmadığım kadar rahat olduğum dönem, Erasmusta geçirdiğm zamanlarıma denk geliyor.

Geri döndükten sonra herkesin yaşadığı bazı ortak sorunlar ve gösterdikleri belli başlı ortak davranışlar mevcut. Yavaş yavaş konuya açıklık getirmeye başlayacak olursak;

Her Şeyde Biraz Sen Varsın

Yurtdışında yaklaşık 1 sene yaşadıktan sonra kürkçü dikkanına geri dönen öğrencimiz, artık yanında bir arkadaşı varken bir yaprağın dalından düşmesinden bir çocuğun bisikletiyle dolaşmasına kadar şahit olduğu her konuda gittiği ülkeden örnekler verebilme kabiliyeti kazanmıştır. Sanırım bu durumu daha uygun bir başlıkla süsleyemezdim.

  • Bak şimdi Polonya’da bu çayı nasıl yapıyorlar biliyor musun?
  • Hollanda’da hiç böyle değil. Adamlar sistemi kurmuş, tıkır tıkır işliyor.
  • Şu evlerin haline bak ya, Barselona’da adamlar kentleşme işini kaç sene öncesinden çözmüş abi.
  • Abi Avrupada yola adımını attığın gibi bütün arabalar şılak diye duruyor, muazzam.
  • İsveç’te sokakta bir tane çöp bulamazsın.
  • Portekiz’de otobüs 15:26 ‘da gelecek yazıyorsa 15:26 ‘da geliyor. İnanılmaz değil mi?!
  • İtalya’da herkes tanımadıkları insanlara bile karşılaşınca selam veriyor.

Ve daha niceleri… Biz Erasmusspor topçuları olarak gördüğümüz her şeyde gittiğimiz ülke veya ülkelerden bir şeyler buluruz.  Bu çoğunlukla Avrupa-Türkiye kıyaslaması şeklinde bir muhabbeti doğurur. Maalesef toplumsal düzen ve davranışsal olarak çoğu konuda Avrupa ülkelerinden geride bir durumda olduğumuz için de, geri döndüğümüzde Türkiye’deki bir çok düzen ve davranışı sorgulayıp yadırgarken buluruz kendimizi.

Ben böyle yaparak Erasmusçuların kötü veya itici bir davranışta bulunduğunu düşünenlere karşıyım. Bir şeyin daha iyisini görüp, kendi ülkemizde onun yokluğundan şikayet etmemizin bir tek sebebi olmalı; o da ülkemize güzel şeyleri yakıştırmak.

Sahi,

  • Bizim ülkemizde neden yerlerde çöpler var? Biz neden kirletiyoruz sokaklarımızı?
  • Neden bizim ülkemizde geciken otobüsle ilgili şoföre bir şey sorduğumuzda şoförden azar işitiyoruz?
  • Neden insanlar birbirlerinin selamını almaktan aciz?

Bu mevcut düzeni devam ettiren bireyler olarak bundan çok da rahatsızlık duymuyorken, gidip geldikten sonra bunları daha farklı bir gözle sorguluyor olmayı kendimize hak görebiliriz. Kimse bunu bizlere fazla görmesin, kendi çevremizden başlayarak düzelteceğimiz şeyler olabilir.

Bizler istiyoruz ki orada gördüğümüz toplumsal düzen, insanların medeni davranışları ve gördüğümüz diğer tüm güzel şeyler bizim ülkemizde de olsun. Yurtdışına çıktığınızda araçların yaya geçidinde yayaların geçmesi için koşulsuz şartsız durmasına veya otobüsün belirtilen saatten 1 dk bile gecikmemesine alışmak zor bir şey olmadığı gibi, çok vakit de almayacaktır. Ama bunlara alıştıktan sonra Türkiye’ye döndüğünüzde halk otobüsü şoförünün arkaya ilerlemeyen yolcusunun üzerine yürüdüğüne şahit olunca, bu eskisinden daha fazla dokunuyor insana.

Hayat Tarzındaki Ani Değişiklik

Erasmus sonrası karşılaşılan ortak sorunlardan biri de hayat tarzının son 1 sene içerisinde ikinci sefer ani bir değişikliğe uğramasıdır. Avrupaya ilk açıldığında hayatı olduğu gibi değişen öğrencimiz, döndükten sonra aynı durumla karşı karşıyadır.  Daha önce haftanın 4 günü geceyi dışarıda geçirip, okula pek nadir uğrayan öğrencimiz bunlara alışmakta hiç zorlanmamışken; hayatının önceki yaklaşık 15 senesinde olduğu gibi yeniden sabah 7’de kalkıp okula gittiği ve haftada belki 1 kere dışarı çıktığı hayatına geri döndükten sonra buna alışmakta büyük zorluklar yaşar. Bunun sonucu olarak da sık sık nerede o eski günler diye içlenip o eski halimden eser yok şimdi şarkısını mırıldanır durur.

Bu noktada çok önemli olan bir şey, Erasmusta yaşanan hayatın geçici bir hayat olduğunu fark edip, geri dönülecek olan hayatın hesabını iyi yapmak olacaktır. Tarih geri döndükten sonra her gün Erasmus fotoğraflarına bakıp bakıp dengeyi kaybeden insanlarla dolu. Tamam, biz de döndükten sonra aylar boyunca sürekli fotoğraflarımıza bakıp durduk ama dengeyi kaybetmedik çok şükür 🙂

Bu sık sık fotoğraflara bakma durumu tabi ki sık sık yakın geçmişe tbt yapmalarla sonuçlanır. Döndükten iki hafta sonraki şimdiden özledim paylaşımlarıyla, daha ilerleyen zamanlardaki şimdi orada olmak vardı paylaşımlarının sebebi budur. Kendimden örnek vereyim;

Oradaki hayatınızı özlediğiniz gibi, oradaki arkadaşlıklarınızı da özlersiniz. Her kimle vedalaşırsanız vedalaşın, mutlaka birbirimizi ziyaret edelim arayı açmayalım edalarıyla vedalaşırsınız fakat irtibatı devam ettirip arada görüştüğünüz insan sayısı bir elin parmağını geçmez. İşte onlar gold olanlardır. Geri döndüğünüzde yakın geçmişte bıraktığınız zamandan bahsedip, anıları tazelersiniz. Bu Erasmus literatüründe reunion olarak anılır. Türkçe karşılığı kabaca yeniden bir araya gelme şeklindedir. Yeniden bir araya geldiğinizde de aşağıdaki fotoğrafta bizim yaptığımız gibi eski zamanı geri getirmeye çalışabilirsiniz;

Okul ve Dersler, Yeniden…

Yeniden alışması pek bir can sıkıcı olan bir diğer konu da okula her gün gitme mecburiyeti ve sınavlara asılıp aziz CC’nin izini sürmek. Bir kaç gün uğraşıp hazırladığınız slaytlarla dersleri yüksek kredili verme dönemi geride kalmıştır artık. Geride bıraktığı dönemde okula arada sırada uğrayan öğrencimiz artık her gün okula gidip derslere girme ve üstüne üstlük bir de her dersin proje veya sınavlarına girme tehlikesiyle yeniden karşı karşıyadır. Erasmus ile ilgili ilk yazımda önerdiğim üzere Türkiye’deki zahmetli ve sinir bozucu derslerini Erasmusta (bir şekilde) halleden arkadaşlarımız bu süreci biraz daha hafif geçirecekler. Hiç değilse herkesin kıvrandığı dersi bir dönem önce güle oynaya vermiş olmanın haklı hazzını yaşamak hakkıdır.

Yine de arkadaşlarınız her fırsatta sizden öc almak isteyeceklerdir 🙂 sınavlara çalıştığınız dönemlerde sık sık geçen sene bu zamanlarda napıyordun lan ehehehe tacizlerine maruz kalırsınız. Geçmişimle yargılanmak istemiyorum, onlar geride kaldı şeklinde bir açıklamayla bu saldırıyı bertaraf etmeyi deneseniz de yemezler, ölümüne özlüyorsunuzdur o günleri.

Çekilin Ben Erasmus Yaptım!

İlk geri döndüğümüz zamanki ayrıcalıklı hissetme hissi bir müddet sürebilir. Fakat abartmamak lazım. Ayaklar yere basmalı. Her sene binlerce öğrenci aynı yoldan geçip geri ülkesine dönüyor. Bu durumda yapılacak en kârlı şey, Erasmustan kazanabileceklerimizin farkına varıp onları cebimize kar olarak koymak ve bunlardan hayatımızda en iyi şekilde faydalanmak olacaktır. Ne gibi? Yabancı dil gibi, farklı ülkeler ve kültürler hakkında bilgi sahibi olmak gibi, yüksek özgüven gibi… Özellikle yabancı dil konusunda kendimizi yeterince geliştirmiş olmalıyız.

Çok önemli bir tavsiye vermek benim haddim olacaksa, o da kariyer hedefleriyle ilgili olurdu; lütfen Erasmus yapmış olduğunuz için iş başvurularınızda şirketlerin bundan etkileneceğini ve sizi diğer adayların önüne atacağı yanılgısına düşmeyin. Bu noktada bir çok kişi Erasmus tecrübesini özgeçmişine ekleyerek parlak bir kariyere adım atacağını düşünmekte. Yalnız unutmayın ki, her sene Erasmus yapan binlerce öğrenci var.

Evet, bu konuda şirketler hayatınızın bir bölümünü yurtdışında geçirme cesaretini göstermiş olmanızı takdir edebilirler. Fakat esas ilgilendikleri, yurtdışında eğitim/staj görmüş birinin kazanabileceği özellikleri kazanıp kazanamadığınızı sorgulamak olacaktır. Döndüğünüzde yabancı kişilerle bir sorun hakkında tartışabilecek ve çözüm üretme konusunda fikir alışverişi yapacak kadar İngilizce konuşabilme yetkinliği kazanamamış veya İngilizcenizi yalnızca günlük konuşma alanında ilerletmiş, teknik olarak kariyerinizde kullanacağınız üslup konusunda bir şeyler öğrenememişseniz hiç bir kuruluş sizi bünyesinde bulundurarak her ay binlerce lira maaş verme zahemtine girmek istemeyecektir. O yüzden özgeçmişinize Erasmusu büyük harflerle yazmadan önce, onun altını doldurabilmiş olduğunuzdan emin olunuz.

İlacı Nedir?

Döndükten sonra tüm bunları yaşamamak için çare nedir diye düşünüyorsanız kısaca izah edeyim; bunları yaşamamanın bir ilacı, çaresi yok. Ya yerinizde duramayıp bir kez daha Erasmus yapmanın fırsatlarını kollayacaksınız (bkz; Ben), ya da Erasmusu kalbinize gömüp yakın zamanda mezun olacağınız için artık hayatınıza bir yön verme olayına daha fazla odaklanacaksınız. Neyse ki şöyle güzel bir tarafı var, Erasmustan döndüğünüz zamanlar okulunuzda geçirdiğiniz son zamanlara denk geliyor ve üniversitenin en tatlı yılları da kesinlikle bu yıllar.

Ben şu an halihazırda bir seneyi geçgindir iş hayatındayım. İkinci Erasmusumdan döneli yaklaşık 2 sene oldu ve o hayatı yeniden yaşama hevesim çoktan geçti 🙂 Neden siye sorarsanız, benim savunduğum şey; hayat üniversiteden mezun olduktan sonra başlıyor. Mezun olana kadar geçirebileceğiniz en güzel zamanları Erasmus ile geçirmiş olsanız da, her şey zamanında güzel. Şu an yaşamakta olduğum hayatımdan şükürler olsun çok memnunum. Tavsiyem, sürekli eski zamanlarınızı geri getirmeye çalışıp o günlerinizi sıklıkla anarak kendinize haksızlık etmemeniz. Hayat devam ediyor ve çok daha güzel şeyler yaşamak elimizde.

Merak edecek olursanız, Erasmustan sonra yalnızca 1 kere yurtdışı gezisi düzenleyebildim. Fakat şu an da halihazırda yurtdışında çalışıyorum ve görev tanımım gereği farklı ülkelere iş için seyahat ediyorum, etmeye devam edeceğim.

Bununla birlikte MFÖ abimizin bahsettiği o gezginci ruhumuz bir gün bitmediği sürece farklı ülkelere geziler düzenleyip yeni yerler, yeni düzenler, yeni alışkanlıklar tanımaya da devam edeceğim.

Fakat her ne olursa olsun, geçmişte kalıp yaşanmışlıkları halihazırda devam eden hayatımın üzerine çıkarmayacağım. Tavsiyem de bu yöndedir, evet güzel şeyler yaşamış, farklı deneyimler elde etmiş olabiliriz ancak life goes on, yani geride kalmış şeylerin hayatımızın bundan sonraki kısmını şekillendirmesini bekleyemeyiz. Daha yeni şeyler için üretken olup yeni şeyler denemeye devam etmeli. Denenmemiş şey, yapılmamış şeydir.

Keyfinize bakın

GezenBey Yazar

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir